Home » Aslı Avcu, Eleştiri » Bir Sherlock Holmes Macerası

Bir Sherlock Holmes Macerası

İngiliz yönetmen Guy Ritchie’nin yönettiği son film, bir Sherlock Holmes uyarlaması ve 15 Ocak’ta Türkiye’de de gösterime giriyor. Başrollerinde, dedektifi canlandıran Robert Downey Jr. ve yardımcısı Doktor Watson’ı canlandıran Jude Law var.
Sherlock Holmes, İngiliz yazar Sir Arthur Conan Doyle’un, 1854’te yazdığı bir seri romanın dedektif kahramanı ve yazıldığı yıllarda ve sonrasında İngiltere’de o kadar çok sevilmiş ki ünü yazarını aştığı gibi (Sherlock Holmes ismi pek çoğumuza Arthur Conan Doyle’dan daha tanıdık gelmiyor mu?), gerçek bir insan muamelesi görmüş. Örneğin Doyle’un, dedektifin yaşadığı yer olarak belirttiği bina (Baker Street, 221B,Londra) bugün Sherlock Holmes Müzesi olarak kullanılıyor.
Bugün, Sherlock Holmes’un hem İngiltere’de hem de dünyada çok sayıda fanatiği var. Bu yüzden Guy Ritchie’nin kalkıştığı işin oldukça zor olduğu söylenebilir. Fakat bana göre kendi sinema diliyle, romana ihanet etmeden, layıkıyla yerine getirebilmiş görevini.
Sherlock Holmes ve Dr. Watson filmde sevimli ve matrak bir ikili olarak karşımıza çıkıyor. Karakterlerini sevdirerek seyircisini cezbetmek konusunda Ritchie’nin üstüne yok galiba. Kapışma filminde de benzer tür bir mizah kullanmıştı yönetmen.
Eski Londra’nın karanlık ve ıslak sokaklarında, Times Nehri’nin üzerindeki yeni yapılan köprüde, tersanede, parlementoda… geçen çok sayıdaki dövüş ve kovalamaca sahneleri hızlı bir kurgu ve eğlenceli bir müzikle veriliyor. Kahramanlarımız her seferinde, bir şekilde ölümden dönüyor ve son derece zeki dedektifimiz Holmes, elde ettiği her ipucu ile olayı çözmeye bir adım daha yaklaşıyor.
Büyük bir prodüksiyon olduğu anlaşılan filmin bence tek eksiği, Holmes’un izini sürdüğü gizemleri çözmesi için seyirciye fazla fırsat tanımaması… Kitapta olduğu gibi filmde de bu başarılabilseymiş, daha heyecanlı izleyebilirmişiz. Bu haliyle sevimli dedektifimizin zekasına hayran olmaktan başka bir şey gelmiyor elimizden. Yine de polisiyeye ilgi duyan sinemaseverler için sevecekleri bir film yapmış Guy Ritchie.
Sherlock Holmes’un kılık değiştirip, dilenci kılığında at arabasının önünü keserek, hayatı boyunca sevdiği tek kadın olan Irene Adler’ı izlediği sahnede, dedektifi tanıyamamak ve sonra filmdeki geri dönüşlerle gerçeği görmek… ve yine aynı şekilde, Holmes, gizemleri çözdükçe, flashback’lerle bizim de olan biteni hızlıca görmemiz benim filmde hoşuma giden sahnelerdi.
Dedektifin rakibiyle/düşmanıyla dövüşmeye başlamadan önce, yapacağı tüm vuruşları birkaç saniyede aklından geçirmesi ve olağanüstü gözlem yeteneği de zekasının seyirci tarafından algılanmasını sağlıyordu. Yazının başında da dediğim gibi yarattığı karakterleri sevdirmek ve filmlerine kendine özgü bir mizah duygusu katmak Ritchie’nin bir yönetmen olarak becerisi…
Guy Ritchie sinemasından ve dedektif maceralarından hoşlananlara tavsiye edilir…

Benzer Yazılar

  • Benzer yazı yok

Etiketler: , , ,



Yorum Yapın

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.

sinema
Kültür,Sanat Sinema